

İki hafta önce yazdığım Aristoteles ve AKP yazısının üstüne Aysun Kayacı’nın “Haydi Gel Bizimle Ol” programında sarfettiği sözler çok denk geldi. Aristoteles’in bir filozof olarak düşünce jimnastiğine aldığı “toplumda herkesin oylerı eşit olmalı mıdır ?” sorusuna Kayacı kendi bakış açısı ile cevap vermışti programında. Benim çok hoşuma giden bu açılım gelin görün ki birilerini “cinsellik” baz alınarak çok rahatsız etti.
Tabii bu soruya cevap vermek çok kolay olsa soru yüzyıllardır varlığını koruyor olamazdı. O kadar çok girdisi var ki bu fonksiyonun, cevap “izm” lerin ütopik yapısına takılıyor, adeta özünde “cevapsız”lığa mahkum kalıyor. İnsanların birbirlerine göre dar bakış açıları ile her tarafa, her şekilde çekilebilecek, hatta tehlikeli yaklaşımlar barındırıyor içerisinde. Ama zaten demokrasinin amacı da bu değil mi ? Bizleri düşündürmek, tartıştırmak ve orta yolu buldurmak. Bu yolu bulana kadar herkes düşündüğünü elbet söyleyecek. Ben de, Aysun Kayacı’da, Ahmet’de, Mehmet’de.
Gelelim Aysun Kayacı’ya abuk subuk tepkiler veren kitleye. Hele şu Dengir Mir Mehmet Fırat. Bu adam beni kahkahalarla güldürüyor. Trajikomik politik kişilik. Birileri ona stand-up show yapma teklifi etmeli. Bir insan ancak bu kadar “ben cahilim, ben kültürsüzüm” diye bağırabilir. Bence Aysun Kayacı, kendi görüşlerini ondan bundan çekinmeden, korkmadan dile getirdiği için büyük bir aferini hakediyor. Buna karşılıksa, Kayacı’ya olmadık sıfatlarla hitap eden, bana göre de özünde azami derecede kadın budalası, Fazıl Say’ı ülkeden kovabilecek kadar bilinçsiz ve kültürsüz, ağzından akılcı tek bir kelime çıkmayan, kendine hiç mi hiç güvenmeyen, hoşgörüsüz bir kitle, bir kere daha yetersizliklerini, cehaletlerini verdikleri seviyesiz tepkilerle ortaya çıkarmış görünüyor. Kayacı’nın “ayak takımı” yakıştırmasını ise eğer öyle değilsen zaten ciddiye bile almazsın, güler geçersin. Ne zaman ki çıkıp mikrofona avaz avaz bağırıp çağırıp Kayacı’ya hakaretler yağdırırsın, ben başlarım düşünmeye : “var ki bir yarası gocunuyor”. Politik kişilikler didişicekse -dengi- arenadakiler ile uğraşmalı gibi geliyor bana, bilemiyorum, yanılıyor muyum?
Diğer taraftan asıl önemli noktayı kaçırmamalıyız; eğer düşünmek ve fikrini söylemek AKP tarafında bu derece hakarete neden oluyorsa, demek ki bu parti de, onun savunduğu tezlere karşı olanlar tarafından kapatılmayı, onu oluşturan kitle de siyasetten uzaklaştırılmayı hakediyor… Aysun Kayacı’ya hepimizin teşekkür etmesi lazım. Bu kitlenin gerçek yüzünü görmemizde bir kere daha topluma yardımcı oldu. AKP kitlesinin özünde demokrasi, serbest düşünce yoktur. Onları ya onaylayacaksınız, ya da taşlanacaksınız.
Şimdi de ben Sayın Fırat’ın temsili altındaki kitleye soruyorum : Dünyanın en saygı değer filozoflarından ve demokrasinin düşün babalarından Aristoteles’in Politeia (Devlet) kitabında çok daha derin bir şekilde işlenen bu soruyu ve kullandığı “ayak takımı”benzetmesini, bugün açık yüreklilikle soran ve kullanan Aysun Kayacı eğer “teneke kafa, mahluk, civ civ,vs.” ise acaba Aristoteles ne oluyor ? Fırat’ın cevabı herhalde şöyle olurdu : Hırbo, kalas kafa, sapık … veya Aristote … kim ? O kim, kimlerden, söyleyin anasını da alsın gitsin bu memleketten … veya … Aristoteles mi ? Haaa, o erkek, söyleyebilir. …
Üzülüyorum, çok üzülüyorum
Sayın Fırat kimden alıyorsun, kime satıyorsun? Sen gerçekte ne sattığını acaba biliyor musun?
Add A Comment
You must be logged in to post a comment.