
Bir yılı aşkın süredir hayatımdaki hızlı değişimler nedeniyle bazı hobilerimi ihmal ettiğimi düşünüyorum. Bunlardan en önemlisi kitaplar. İş ve felsefi kitaplar ile yakınlığım hiç kesilmese de, roman tarzı ile bağlarımı neredeyse kopardım. Doğumum sonrası Ayşe Musal’ın hediye ettiği Elif Şafak’ın “Siyah Süt” ünü bile henüz okumadım. Derken geçen hafta ilkokul arkadaşım, facebook kanalı ile tekarar hayatıma giren ve hamileliğim boyunca beni hiç yanlız bırakmayan sevgili Özlem Çevik bana Gül İrepoğlu’nun “Cariye” romanı ile Yaprak’a ileride okuması için kendi en sevdiği çocuk romanlarından bazı seçmeceleri hediye gönderdi. Özlem, Cariye için “Oku, konuşalım” dedi. Aşk, Özlem ile son telefon konuşmalarımızda bizi en çok meşgul eden konu. Bu arada Özlem ile maalesef sadece telefonla görüşebiliyoruz. Kendisi Bolu İzzet Baysal Üniversitesi’nde öğretim görevlisi ve laboratuvarında sinekler ile deney yapan, benim tabirimle hiç yaşlanmayan bilim kadını, tanıdığım tek “Bolu Tarzanı”.
Gül İrepoğlu “Cariye”de, Aşkıdil (cariyenin kendisi), 1. Abdülhamit (padişah) ve Cafer (haremağası) arasındaki aşk üçgeni 18. yüzyıl Osmanlı Sarayı ve saray hayatı çervevesinde bence çok başarılı bir şekilde anlatıyor. Ama romanın değerlendirmesini bu yazıda yapmayacağım çünkü henüz Özlem ile konuşmadık. Benim gözümden, aklımdan kaçan noktaları Özlem yakalamış olabilir. Bu yazıda şunu duyurmak istedim. Roman okuma tembelliğine son : Bundan sonra her ay 1-2 roman hakkındaki görüşlerimi bloguma aktaracağım. Bu aktarımlar “Cariye” ile başlayacak ve “Siyah Süt” ile devam edecek. Arada Alain de Button’ları da çıkartırsam iyi olur
… ve sonrasında Ivan Gonçarov’un “Oblomov”, Mario Levi’nin “Lunapark Kapandı”, Şükran Yiğit’in “Bir Akdeniz Kedisinin Hatıraları” ve İhsan Oktay Anar’ın “Puslu Kıtalar Atlası” ve Murathan Mungan’ın “Erkeklerin Hikayeleri”. Görüldüğü gibi bu saydığım kitaplar, satın alıp da kütüphanemin raflarında beklettiğim eserlerin bir listesi aslında. Bu listeye roman olmasa’da, benim roman keyfiyle okuduğum İlber Ortaylı’nın “Osmanlı Barışı” ve “Eski Dünya Seyahatnamesi” ni de ekleyebilirim. Listeye baktığımda, önümüzdeki aylarımın okuma portföyünü doldurmuş gibi görünüyorum.
Her zaman söylerim, “kitap satın almak kolaydır, önemli olan onları okuyabilecek zamanı yaratmak, isteği uyandırmak. Sağol Özlem, benim kendi başıma bir türlü tetikleyemediğim okuma dürtümü uyandırdığın için ![]()
Add A Comment
You must be logged in to post a comment.