Saturday, November 22, 2008

Barselona Üçlemesi 1 : SALVADOR DALİ

Posted by İpek Aral On Mart - 18 - 2007

KISACA HAYATI

Salvador Dali 11 Mayıs 1904′de Barselona’ya yakın ve koyu katalanlığı ile ünlü Figuras’da doğdu. Babası Salvador Dali Gusi serbest düşünceli bir adamdı ve oğlunu Tolstoy’un serbest eğitim fikirlerini benimseyen ve yanlız fakir çocukların gittiği şehir okuluna gönderdi. Arkadaşları ile arasındaki farkı ayrımsadıkça kendine güveni arttı ve megaloman eğilimler göstermeye başladı. 17 yaşında (1921) Madrid Güzel Sanatlar Akademisinin sınavlarında başarılı oldu. O zamanlar sapı altın kakmalı bir baston, kadife bir ceket, upuzun saçlar ve favorilerle dolaşıyordu. Madrid Akademesi’nde “progressiv” yani o zamana göre empresyonist anlayışta bir öğretim vardı. Dali ancak son derece titiz bir desen perspektif ve eski ustaların boyama tekniğini öğrendikten sonra bunun empresyonist akımın uygulanması doğru buluyordu. Kübizm ve Fütürizm onun ilgi alanına giriyordu. 1924′te “Valori Plastici” dergisi aracılığıyla “Pittura Metafisica” (metafizik resim ) örnekleri ile tanıştı. İlk kişisel sergilerini Barselona (1925) ve Madrid(1926)’de açtı.

1928′de Versailles Sarayı ile Grevin Wax Müzesini görmek ve Picasso ile tanışmak üzere Paris’e gitti. Sürrealist çevrelerle bağlantı kurdu ve zamanla bu akımın öncülerinden oldu. Uluslararası Sürrealistler Sergilerine katıldı. 1929′da Paul Eluard’ın karısı Gala’ya aşık oldu. Bu aşk bir ömür devam etti ve Gala Dali’nin hayatı boyunca en büyük ilham kaynaklarından biri haline geldi. Dali ve Gala tanıştıları yıl evlendiler. İlham kaynağı olmanın ötesinde Gala’nın ileri derecedeki ticari zekası Dali’nin yaratıcılığının maddi anlamdaki büyük geri dönüşünün de ana nedenidir.(sağda - resmi büyütmek için üstüne tıklayınız)

Dali’nin 1929′da Galeria Deamans’da açtığı sergi büyük başarı kazandı. Yönetmen Bunuel ile 1929′da “Un Chien Andalou(Endülüs Köpeği)”, 1931′de de “L’age Dor (Altın Çağ)” adlı filmler üstüne çalıştı. 1934′de Lautreamont’un “Chants de Maldoror” adlı yapıtını resimledi. 1937′de İtalya’yı gezdi. Rönesans dönemi yapıtlarını ve barok üslübun örneklerini inceledi. 1940′da 2. Dünya Savaşı’nın başlaması ile birçok Avrupalı ressam ( Leger, Ernst, Chagall, Mondrian, Moholy-Nagy ) gibi o da Amerika’ya yerleşti. 1941′de New York Modern Sanatlar Müzesi’nde büyük bir toplu sergi açtı. Ertesi yıl “La vie secrete de Salvador Dali ( Salvador Dali’nin Gizli Yaşamı)”, 1948′de “Fifty Secrets of the Art Magic” ( Büyü Sanatının Elli Sırrı) adlı kitaplarını yayımladı. 2. Dünya Savaşı sonrasında İspanya’ya dönerek Katalonya bölgesindeki Cadagues’e yerleşti. Burada yanmış bir kiliseyi belediye başkanının iknası sonrasında Dali Müzesi’ne çevirme çalışmalarına Gala ile başladı. Ben bu müzeyi 2005 yılı Aralık ayında Barselona’ya gerçekleştirdiğim seyahatimde gezme imkanını buldum. Muhteşemdi. (Solda:Figuras Dali Müzesi-fotoğrafı büyütmek için üstüne tıklayınız)

Gala’nın ölümünden kısa sonra 1989′da doğduğu topraklarda gözlerini hayata ebediyen kapadı.

UZUNCA BİR NOT:

SÜRREALİZM ( Gerçeküstücülük ): Sürrealist manifesto 1924′de yayınlanmıştır. Bu manifesto Sigmund Freud’un etkisi altında kaleme alınmıştı ve çevresine fikirleri ile büyük etki yapan Andre Breton’a aitti. Breton, Louis Aragon ve Phillippe Soupault, “Literature” adındaki dergileri ile Dada hareketini destekliyorlardı. Fakat Andre Breton 1920′de Dada hareketi ile olan ilgisini kesti. Breton sanatta nesneye daha az önem verilmesi gerektiğini savunuyordu ve Sürrealist programın klasik tanımını “Revue Surrealiste” de (1925) yazdığı yazıda şöyle açıklıyordu: “Sürrealizm saf psikolojik iradesizlik olup, bunun vasıtasıyla, sözlü yazılı ya da tamamen başka bir biçimde, gerçek düşünce fonksiyonunun anlatmı tasarlanır. O, her türlü düşüncenin kontrolünden uzak , her çeşit estetik ya da ahlaki koşulların dışında hareket eder. Sürrealizm, şimdiye dek ihmal edilmiş düşünce yapısı sırasının üstün gerçeğine, mutlak fikrin gücüne düşüncenin menfaatsiz oyununa inanmaya dayanır. Sürrealizm diğer bütün ruhbilim teorilerini çürütmeye çalışır ve kendini onların yerine, en gerçek problemlerin çözülüşü için koymak ister” ve devam eder ” Plastik sanat eserinin bütün gerçek değerlerin gözden geçirilmesi gereğine ( bu hususta bütün düşünürler aynı fikirdedir ) uymak için, kendini bir iç biçimlendirmeye tabi tutması gerekir. ya da sanat eseri var olmayacaktır.” (Yukarıda : Belçikalı sürrealist Rene Maritte “Bu bir pipo değildir”)

Sürrealizmin amacında edebi ve artistik bir okul olma iddiası yoktu. Biçime değin problemler sürrealist sanatı ilgilendirmez. İçeriğe değer veren bir sanat akımı olarak bu akım, Empresyonizmden bu yana yasak edilen edebiyatı, boyama sanatına yeniden sokar. Sürrealizm ile, alışkın bulunulan aklın kurduğu evren yanında, insan hayal gücü, içe-doğma ve akli olmayan dünya, yararlanılacak, fethedilecek dünya olarak ortaya atılıyordu. Sürrealist için yetenek sözkonusu değildir. Jacques Maritain’e göre Sürrealiazm, “sihirli olan mekanizmanın vecd içinde hürriyete kavuşmasının bir örneğidir”.

Sürrealist resim sanatında önemli bir rol oynanan mantıksızlık en çok acayip biçimli radyo düğmelerinde ya da sık sık sözü edilen ” bir şemsiyenin bir dikiş makinası ile tesadüfen ameliyat masasında karşlaşması”nda ortaya çıkmaktadır. Alman Max Ernst, öğeler ne kadar keyfi olarak bir araya gelebilirse, eşyanın kısmi ya da tam olarak başka bir biçimde anlatımının o oranda olanaklı olduğunu söylemektedir.

DALİ’NİN DEHA DOLU SANATI

Dali sonsuz çöle benzeyen ovaları Yves Tanguy’dan, perspektif üzerine resmleme tarzını Chirico’dan, etten taşa olan geçişi de Max Ernst’den almıştır. O, içeriğin tuhaf devrimcisidir. Kendi sıradışı çalışma tarzı ile müze ressamlarının, Raphael’in ya da Vermeer’in yaptığının aynını uygulamak istiyordu. (Yukarıda-Metamorphosis of Narcissus - Narcissus’un Başkalaşımı)Sürrealizme Yönelme

Dali’nin ilgiyi üstine çekmek için yaptığı olandışı daranışlar sanatını ve gerçek sanatçı kişiliğini zaman zaman gölgelemiştir. Ama yine de o Batı resim geleneğini yakından tanıyan dikkatli ve titiz bir resim ustasıdır. Öğrenciliğinde akademik resmin yöntem ve kurallarını büyük bir kolaylıkla kavramış, çeşitli sanat dergileri aracılığıyla Kübizm, Fütürizm ( Gelecekçilik ) ve Metafizik resim gibi eğilimleri yakından izlemiştir. Özellikle 1928′e değin Chirico başta olmak üzere metafizik ressamların düşsel gerçekliğinden ve nesnelerin gizemsel dünyasına gösterdikleri ilgiden etkilenmiştir. Düşsel bir Gerçekçilik ( Realizm ) anlayışıyla Fütürizm arasında orta bir yol aramıştır. Ancak Freud’un kuramlarını öğrendikten sonra bilinçaltı imgelerin akıldışı dünyasını olduğu gibi betimlemeye yönelik bir üslup geliştrimeye başlamıştır. Biyomorfik ya da Mutlak Sürrealizm’in karşı seçeneği olan bu eğilim Veristik Sürrealizm olarak adlandırılır. Biyomorfik Sürrealizm’de salt biçimler ve renkler , Veristik Sürrealizm’de ise gerçekçi biçimde işlenmiş, birbiriyle bağlantısız imgeler otomatik yöntemler aracılığıyla bir araya getirilir.

Dali daha ilk yapıtlarında geliştirdiği kendine özgü bir mitolojiye ve bilinçaltı dünasının imgelerine sonuna dek bağlı kalmıştır. Bu resim dünyasında Katalonya kıyılarının görüntüleri, bir de Dali’nin çocukluk yaşamıyla ilgili anılar büyük yer tutar. Dali bu değişik nitelikteki görüntü ve imgeleri Max Ernst’in frottage yönteminden esinlendiği ve paranoiac-critical activity (paranoyak-eleştirel etkinlik) adını verdiği bir yöntemle işler. Bu yönteme göre zihni ve bilinçaltını sürekli heyecan ve taşkınlık halinde tutmak temeldir. Bu yolla üretilen anısal ve düşsel imgeler dış dünya gerçeğinden bağımsız bir bağlam içinde bir araya getirilerek şaşırtıcı görüntüler elde edilir. Sürrealistler, olaylar ve ya da imgeler arasında beklenmedik bağlantılar kurarak akıldışı olayların kendiliğinden oluşmasını sağlarlar. Aklın denetimi olmadan bilinçaltından kaynaklanan imgelerin akılcı ve aşırı gerçekçi bir yöntemle işlenmesi, Dali’nin Veristik Sürrealizm’inin etkileyici yanlarından biridir. Onun resimlerinde neyin gerçek, neyin düşsel olduğunu ayırmak imkansızdır.

İkili İmgeler

Dali‘nin aynı anda iki ayrı şeyi temsil eden ikili imgeleri kulllanma tutkusu da resminin temel niteliklerindendir. Örneğin, bir resminde masa üstüne yerleştirilmiş bir vazonun her iki yanında kalan boşluklar, aynı zamanda karşılıklı iki profil portre görünümünde düzenlenmiştir. Gene Voltaire’in Yok Olduğu Esir Pazarı adlı yapıtında siyah şapkalı kadınların başları, bir yandan da Voltaire’in büstünün gözlerini oluşturur.(sağda- resmi büyütmek için üstüne tıklayınız)

Dali’nin resimleri, hadım edilmekten ve boşluktan duyulan korku, mastürbasyon, doğum öncesi yaşama duyulan özlem gibi cinsel imgelerle doludur. Ancak Dali yapıtlarını en ince ayrıntılarına dek kendisi yorumlar ve izleyicinin bilinçaltı dünyası ile akılcı bir yorum arasında bölünmesine yol açar. Bu bölünme resminin çarpıcı etkisini daha da arttırır.

Genelde Dali’nin sanatı, aklın gerçeklerin üstüne örttüğü örtüyü kaldırmak olarak tanımlanabilir. Bu örtünün altındaki dünya, zaman kavramını dışlayan erimiş saatler, bozulmaya başlamış vücut parçaları, yanan zürafalar, gövdesinde çekmece taşıyan insan figürleri gibi onun kendi yaşantısından kaynaklanan imgelerle vücut bulur. Örneğin - bir hadım etme olayı olarak yorumladığı - Guillame Tell efsanesini konu alan bir dizi resmini, banasıyla bozuşması üzerine yapmıştır(solda). Yiyeceğe karşı aşırı düşkünlüğünü Gala’yı omuzlarında parça etlerle gösteren bir resimle betimlemiştir.

Dali emperyalizmi öven sözleri ve parasal çıkar sağlama eğilimi nedeniyle, burjuva ahlakına karşı çıkan Gerçeküstücülük’ün devrimci tutumuna giderek ters düştü ve 1939′dan başlayarak Sürrealistler tarafından hareketin dışında görülmeye başlandı. Oysa Dali’de 1937′de İtalya’da yaptığı geziden sonra İtalyan Rönesans sanatından etkilenmiş, özellikle Raffaello’dan kaynaklanan bir tür Klasizm ( Klasikçilik) aratışı içine girmişti. II. Dünya Savaşı sonrasında barok geleneğin izlerinin açıkça duyumsandığı mistik bir sanat anlayışı geliştirmiştir. Gene de bu değişim bütünüyle sürrealist bir bakış açısının dışında değildir. Onun bu dönem resimleri, özellikle imgelerin bir araya getirilişiyle hala gerçeküstü bir hava taşır. Ancak Dali bu yapıtlarında 16. yy İspanya’sının yayılmacı ruhunu ve Katolik hareketin militan tavrını övmüştür. Dai’nin gelişiminde son vardığı yer, atalarının inanışına dönüşü ile anlaşılır. O, evrimsel mitolojie, Hıristiyanlık mitolojisine ulaşmak için, kişi mitolojisine son verilmesi gerektiği kanısı olmuştur. Bundan dolayı o, üç metre boyutundaki Port Light Madonnası nı (sağda-remi büyütmek için üstüne tıklayınız)) ve Evliya Yahya İsa’yı çarmıhtan indirirken i boyamıştır. Bu iki eserden sonuncusunu, bir galeri büyük bir ödeme yaparak satın alır. Fakat Dali’nin yalan uydurarak alay etmeye olan eğilimi, dini resimlerinde kutsal olana saldırı olarak görülmüştür.

Dali resmin dışında, şiir ve heykelle de uğraşmıştır. Olgun değerde gravür litografiler de yapmıştır. Dali’nin eserlerinde anatomik vücut etüdleri görürüz. Bu, ressamın sürrealist bir sanatçı olmasını önlemez. Çünkü , bu sağlam anatomili vücutlara, çağın sürrealist görüşünü kaynaştırmıştır. Böylece bu dünyanın yapısına sahip vücutlar onun tarafından sürrealist dünyaya sokulmuştur. Dali, Metafizik resimdeki gibi, insanlarını kendi dünyasında yabancılaştırmaktadır. Ayrıca karnavallar düzenlemiş, giysi ve vitrin tasarımları yapmış, bu konularla kurumsal düzeyde ilgilenmiştir.

.

.

Barselona Üçlemesi 2 : Joan Miro yazısını okumak için tıklayınız.

Barselona Üçlemesi 3 : Pablo Picasso yazısını okumak için tıklayınız.

Add A Comment

You must be logged in to post a comment.