
Gemi- 18.10.2006 - 3000 kiÅŸilik Musica personel, hizmet, eÄŸlence, yemekler, konfor bakımından 10 puanlıktı.Kamaramız 11. katta idi. Kırmızı motorun üç usttü, eÄŸimli köşede.Geminin % 60 müşterisi İtalyan, % 20’si İspanyoldu. Japon, Alman, Fransız, Amerikalı, İsveçli, Romen ve Türk müşterileri ardından sıralayabiliriz. YaÅŸ ortalaması da bayağı gençti. İdari personel, animatörler, ÅŸef garsonlar İtalyandı, kalan kadro da ise çoÄŸunluk Endonezyalı idi.
Dubrovnik - 20.10.2006 - Sırpların 1991-92 de tümüyle tahrip ettiği Dubrovnik şehri tarihi dokusu korunarak yeniden inşa edilmiş. Savaşlar isterse zaferle sonuçlansın yıkım ve ölümden başka hiçbirşey getirmiyor.
Anneannemle ilk karaya inişimiz olduğu için biraz paniktim doğrusu. Birilerine kendi fotoğrafımı bile çektirmeyi unutmuşum.:) Ama Dubrovnik yöresine ait üzümlerden yapılan şaraplardan ve yine yöreye özel incir brendysinden almayı unutmadım :):)
Venedik - 21.10.2006 - Berbat, yağmurlu bir hava, yetmiyormuş gibi San Marco Meydanı sular altındaydı. Sular iki saat sonra çekildi ancak yağmur ve rüzgara maruz kalmış olmaktan dolayı anneannem gemiye dönüşte hastalandı, beni korkuttu. 
Anneannemi zor bela bir kafeye oturttuktan sonra ben daha önce gezemediÄŸim Dükler Sarayında kalan vakdimi geçirdim. Konsülün toplandığı dev salon inanılmazdı. Birbirinden heybetli diÄŸer salon ve odaların altında yer alan zindanlar ise insanın tüylerini ürpertiyordu. Venedik’in 15-16-17. yüzyıllardaki Türkler ile olan kapışması elimdeki audio’da, duvarlardaki resimlerde, her yerdeydi adeta …
Bari. 22.10.2006 - Bir önceki gün Venedik dönüşü hastalandığı için anneannemin dışarı çıkmasına izin vermedim. Lütfü Roma’dan uçakla geldi. Güney İtalya’nın ikinci büyük liman ÅŸehri olan Bari’yi beraber dolaÅŸtık. Bir yerleri hem görmeye, hem de kamera ile çekmeye çalışmak çok zor oluyor. Allahtan Lütfü’ye kamerayı verdim ve keyifle etrafa bakabildim. Hava açık ve sıcaktı. Bari’den da yöresel ÅŸaraplar almayı ihmal etmedim.Pardon … Lütfü bana hediye aldı.
a>
Sahilde ahtapotları elleri ile parçalayıp çiÄŸ çiÄŸ yiyen adamları da hiç unutmayacağım. Gemiye geri dönerken içinden İtalya’yı gerçekten sevdiÄŸimi düşündüm.
Katakolon - 23.10.2006 - 180 kiÅŸilik Türk kafilesinden hiç kimse Olimpia antik kalıntılarını merak etmediÄŸi için (!) Amerikalı ve İsveç’lilerden oluÅŸan gruba dahil oldum. Yunanlı rehber yol boyunca Türkiye alehinde konuÅŸup durdu. Onlara yaÅŸattığımız 400 yıllık “dark ages”dan tuttuk, “sözde” Ermeni soykırımına kadar getirdik olayı. Yunan topraklarında, yunanlı rehber liderliÄŸinde ve İsveçli kaynayan bir otobüste mehter marşı çalmanın intihar olacağına karar verip etrafı seyretmekte yetindim.Annemle bu olay sonrasında telefonda tartıştık; vay, ben niye iki çift laf etmemiÅŸim. Valla hiç uÄŸraÅŸamadım ne yalan söyleyeyim. Cahil ve yalancı bir rehber ve insan yığını ile tek başıma uÄŸraÅŸacak ne doÄŸru yerdi, ne de doÄŸru zaman.
Yani bir cahil rehber düşünün katolik ile ortadoks mezhepleri arasında hiçbir fark yoktur desin. Ayol cahil provokatör, katolikler Küdüs’e gidiyoruz diye yola çıkıp, ortadoksluk mezhebini yok etmek ve servetine sahip olmak üzere Konstantinapol’e Haçlı Seferi ile girip, 80 sene halka ağır zulüm yapmadı mı ? BaÅŸta Ayasofya olmak üzere İstanbul’da taÅŸ üstünde taÅŸ bırakmadı mı ? San Marco kilisesinin tepesindeki 4 atı ben götürmedim herhalde Venedik’e. Katolikler Ortadoksların inancına hakaret etmek için duvarlardaki altın fresklere kadar söktükten sonra Ayasofya’da Fransız fahiÅŸelerle alem yapmadı mı ? Fatih Sultan Mehmet Katoliklere cevap olması ve Hıristiyan inancını kökten tam bölebilmek amacıyla Ortadoks PatrikliÄŸinin merkezini İstanbul yapmadı mı ? Dönemin PatriÄŸinin ( ÅŸu an ismini hatırlayamıyorum)meÅŸhur “Katolik haçını Constantinapol’de görmektense Osmanlı sarığını tercih ederim” lafını da ben söylemedim herhalde. Siz hiç Bizans ile Yunan arasında fark yoktur diyen bir rehberle karşılaÅŸtınız mı ? ( Yukarıda yazdığım tarihsel bilgilerin detaylarına dünyaca kabul gören sayılı tarihçilerimizden, deÄŸerli hocam İlber Ortaylı’nın kitaplarından ulaÅŸabilirsiniz ) Ne uÄŸraÅŸayım ben böylesi ile, deÄŸil mi ? Hem ben tatile mi geldim, siyaset meydanına mı ? DiÄŸer taraftan rehber humanistti, otobüsteki Amerikalılara da Irak’ı iÅŸgal ettiler, insanları öldürüyorlar, Lübnan’daki katliama müsade ettiler diye bin tane laf söyledi. Üstelik otobüsteki Amerikalılar da tipik muhafazakar tayfa. Kimseden gık çıkmadı. Kısacası yunanlı rehber kendi çaldı, kendi oynadı. “Tüm tarih boyunca bütün yunanlıların yaptıkları” gibi… Efendim ‘yöresel ÅŸarap’ diye yazmama gerek yok herhalde :):):)
İzmir - 24.10.2006 Anneannem ve ben faytonla İzmir turu yaptık. Hava çok güzeldi, İzmir zaten güzeldi.
7 gece, 8 günlük seyahatimiz boyunca anneannemle hiç huzursuz anlarımız olmadı diyemem. Ama sonuç olarak Musica’da geçirdiÄŸim hoÅŸ zamanlar, gelecek yaz gemi seyahatine çıkma kararını bana aldırabildi. Herkese de tavsiye ederim.
Gemi İle Ekim Tatili
Ekim 27th, 2006 · 2 Comments
Tags: Gezi


2 responses so far ↓
1 Alim // Kas 2, 2006 at 15:53
Buyukannem hayatta olsaydi da ben de onunla uzak diyarlara yelken acabilseydim… Datca’dan eski bir dost Alim.
www.alimrachel.blogspot.com
www.keiramavi.blogspot.com
2 İpek Aral // Kas 5, 2006 at 17:20
Alimmm,
Merhaba
Hem şaşırdım, hem de çok mutlu oldum. Mail adresine uzun uzun yazacağım. Siz eşin ile planladığınız seyahatlere gittiniz mi ?
İpek
You must log in to post a comment.