Saturday, November 22, 2008

Yine döndüm.

Posted by İpek Aral On Mayıs - 4 - 2006

Evet,
şişelerce şarapla elim kolu dolu yuvarlanarak,
Lizbon’u ve civarını -Sintra ve Cascais- çok beğenerek,
Akdenizli olmamalarına rağmen, Akdenizli havası taşıyan insanlarını çok severek,
seramiklerle bezeli binaları karşısında şaşırarak,
indi çıktılarıyla İstanbul’un yedi tepesinden beter olmasına rağmen kurdukları muhteşem ulaşım ağına ( metro, otobüs, tren, tramvay, minibüs ) hayran kalarak,
turist bakımından İspanya, İtalya ve Fransa’nın gerisinde ama bizden kat kat önde olduklarını farkederek,
1755 depremi ve sonrasındaki dev dalgalarla gelen felaketin muhteşem Lizbon şehrini nasıl yokettiği anlayarak ( 155 bin kişinin öldüğü tahmin ediliyormuş, ardarda gelen üç sarsıntının bir saat sonrasında dev dalgalar bütün şehri alaşağı etmiş, bu kısa süre içinde taş binaların yıkıntılarından tepelere kaçabilenler kurtulabilmiş sadece )
ve herhalde ortalaması alındığında her caddeye ve/veya meydana bir ‘deli’ düşen, hoşgörü dolu yegane Avrupa şehri olduğunu görerek, ( ciddiyim, ben hayatımda bu kadar çok sokak delisi olan yer görmedim, kadın-erkek her an biri karşınıza çıkıveriyor, koloni gibiler, ellerini kollarını sallayarak avaz avaz bağırıp çağırıyorlar ama kimse onlardan korkmuyor, ben özellikle kilise kapılarında nöbetleşe durduklarından ve organize hareket ettiklerinden şüphe etmeye başlamıştım )
ve ne giderken, ne kaldığım süre boyunca, ne de geri gelişimde ‘ ne yapıyorsun, nasılsın’ diye ailemden kimsenin beni aramamasına her zamanki gibi üzülerek döndüm. ( bazen gerçekten hayatta yapayanlız kaldığımı hissediyorum… allahtan iş yerinden arkadaşlar aradılar da ‘burada ölsem kimsenin umrunda olmayacak’ olumsuzluk duygusundan sıyrılabildim :)

Çokluk adına tek görebildiğiniz sadece aynadaki kendi yansımamız ise burada bir hata olduğundan şüphe etmeye başlamanız gerekmez mi ? İster hoşlanalım, ister hoşlanmayalım hayat nedenlere değil, sonuçlara bakar. Çokluk içimizdeki şeytanda mı, yoksa gözlerimizdeki arayışta mı saklı ?

Üst fotoğraf : Deniz Müzesi - Kraliyet ailesine ait Amelia yatında Kral kamarası

Alt sol : Lizbon’nun kuzeyindeki tepelerde kurulmuş olan Sintra kasabasında yer alan masallardan fırlamış edasıyla Kraliyet ailesinin yazlık Pena Sarayı ana giriş kapısı ‘Triton’ üstündeki ürkütücü deniz canavarı figürü

Alt sağ : Lizbon Belem bölgesi’nde yer alan Jeronimo Manastırı’nın avlusuna bakan ikinci katında ben

Şehrin denize bakan yüksek tepesi üzerindeki Se Katedrali’nin çıkışında bulunan terastan Lizbon’nun en eski yerleşim alanı Alfama bölgesi ( burada sokaklar çok dar, binalar genelde bakımsız. İlk kaybolma vukuatımı bu fotoğraf çekildikten yaklaşık 15 dakika sonra yaşamaya başladım. )

Aynı tepenin diğer tarafındaki Sao Jorge Kalesi surlarından Bairro Alto, Estrala, Baixa ve Avenida bölgeleri ve iki yakayı birbirine bağlayan 25 Nisan Köprüsünün görüntüsü

Tepemde uçmakta olan kuş benim bu fotoğrafta en hoşuma giden ayrıntı oldu.

Add A Comment

You must be logged in to post a comment.