Çok güzel bir seyahat sonrasında evdeyim. Kadriye ile tahminimin ötesinde gerçekten çok uyumluyduk. Prado, Reina Sofia ve Thyssen Bornemisza beni sarhoş etti, ayaklarım yerden elli metre havada geri döndüm. Uzun yıllardır benimle odamı paylaşan Bosch’un Garden Of Delights’ına doğru ilerlerken kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu ve karşısında durduğumda ne kadar bir süre nefes almadığımı hatırlamıyorum. Goya’nın Satürn’ü, Velazquez’in Meninas’ı, El Greko’nun “The Adoration of Sheaperds’ (Prado ve Toledo’daki bütün eserleri aslında), Raphael’in Portrait of a Cardinal’i, Rubens’in The Three Graces’i ve Tiapolo’nun The Turkish Ambassador to the Court of Naples, with his Entourage’ı, Picasso’nun “Guernica”sı beni mest etti. Altı saatin sonunda Prado’dan çıktığımda kollarımı göğe doğru açıp var gücümle gelmiş geçmiş bütün ressamlara ” İYİ Kİ VARSINIZ” diye haykırmak istedim. Ama bana “Şu Çılgın Türk” demesinler diye sadece ellerimle gözyaşlarımı silmekle yetindim.
Döndüm
On Nisan - 17 - 2006
Add A Comment
You must be logged in to post a comment.